Eski Şiirlerimi Buldum

15:58 0 Comments



Buradaki şiirlerin hepsi eski taşınabilir belleğimden çıktı, buraya ekleyeyim dedim*. (2011 sonları, 2012 başlarında yazdığım şeylerdi aşağı yukarı)




HAİKULAR

güz gelir
gündüzümü
beklerim

karanlık gece
uzanırız sonsuzluğa
böylece

boynunda olsam
postu için gelmiş
bir tilki gibi

yüzün
sürgün gittiğim
topraklar

işte böyle
karla karışık
sev beni

kolların
çamaşır ipi
hep ıslak kalacağım

sarı yaprak
ıslanınca
sarılmak

taze rüzgâr
kanatlarını
senden aldı

bir şarkı bilirim
bütün aşıklar
balık olurlar

zaman
öldürüyor
bekleyişi

benim dilim yoktur
bizim ülkemize
asit yağardı

kar çığ olur
sevgi gibi
yuvarlanarak








Dünün Şarkısı

Dün gece ben

Öylesine delice seni 

Öylesine istedim ki

Çimen koktu saçların

Doğruysa saatin

Umut olacakmış




Yarın.









Küçük Kaldırım Taşı



Gece her çöktüğünde yanar sokak lambaları
İnsan gibi tembel değillerdir, gecikmezler
Her gece arabaların ışıklarına karışır ışıkları
Yollar henüz karanlıkken insanlar yürümüştür
Arabalarında olanlar bunu bilemezler

Şehrin azizleri yağan yağmur kadar temizler
Altında ıslanmayı bekleyen bir grup yalnız
Kor türküler söylerler göğe umutla bakarak
Kor türküler yağmurla dolup hemen sönerler
Beni yalnız küllerin bıraktığı izler temizler

Kıpkırmızı varedilmiş bir insanlık vardır
Neslinin çoktan tükenmiş olması gereken
Bir kadın vardır, sevişilimiştir onunla
Bir kadın ise sevilmiştir, kitap okur gibi
Kitabın sonunda komik bir yarım kalmışlık

Toprağın üzerinde çirkin yamalar
Bataklık çiçeği gibi parlarlar öylece
Arabalar ise işte, işte oradalar
Asla fark edilmeyeceğini bilir böylece
Hayâl kuran küçük kaldırım taşı

Fakat bazı günler toprak kokmaktadır...


 





Firâr

Eğer son olacaksa,
Vermeyeceğim son buseni.
Her yer sen kokuyorken
Nerede bulacağım seni?

Sahi, rüya demişken
Ne de güzel öpmüştün beni
O gece
Kor gibi iki hece
Sonra
Öyle güzel sustun ki
İçimde aradım seni







Gündüz Vakti Sis Çöktü

küçük, kahverengi kız.
ne zaman yanlış yapsam
unutsam gökyüzünü
ne zaman sarı yapraklar
gemilerim kadar
sırılsıklam olsa ve
sen ne zaman karanlığın
çoktan unutmuş olduğumuz
gölgelerimizin altında
bizi bizimle bırakıp
nasıl da gittiğini hatırlasan
bir çiçek kokar
gözlerimizi dikip bakmayı
asla akıl edemeyeceğimiz
çok uzak bir yerlerde
burada sen ve ben
hep bir gitme isteği içimizde                                
yok olmak, öylece
bir tren geçerse o an...
eğer gerçekten
öyle ise
kalk gidelim
gözlerimizi dikip bakmayı
asla akıl edemeyeceğimiz
çok uzak yerlere
yalnız, gitmeden önce
bir kart vermiştim ya sana
içindeki, taze nefesli
güzel kokan çiçeğim
küçük kahverengi kız
sev beni ormanlar kadar
yarın çok güzel koksun
yarınımı sana vereceğim








Bu Sefer Güldürmedi

Yüksek ökçelerde hayaller
Bir parmak boyu üzerimizde
Yalnız uzun görünmek için mi
Bize kısa gelen ömür mü de
Parmak uçlarımızda yükselip
Bir dilim pasta çalar gibi
Âşık oluyoruz sizlere?
Güneşin yüzüne vuruyorsun
Uçan yaprak toprak olurken
Bendeki senleri tasvir edip
Bir kuple şarkı çalar gibi.
Âşık oluyorum senlere







*şimdi baya şiir koydum buraya, 3 hafta yazmasam yokluğum hissedilmez, yemin ediyorum kan yaptı.




Utku Aktaş

Bu benim blogum!.

0 yorum: